Güneş Karadeniz’in ufkuna yaslanırken,
vakit sabrın en ağır, duanın en duru eşiğine varırken…
İftara yetişemeyen tek bir hemşehrimiz kalmasın diye; ilde, ilçede, sokakta gençliğimizle birlikte “İftara 5 Kala” diyerek iftariyeliklerimizi ikram ettik.
Bir hurma, bir yudum su…
Ama aslında paylaşılan; aynı vakit, aynı niyet, aynı gönül birliğiydi.
Bir tebessüm, bir selam, bir “hayırlı iftarlar” duası…
Ramazan’ın ruhu tam da o anda, sokakların ortasında hayat buldu.
Rabbim; tuttuğumuz oruçları kabul, muhabbetimizi daim eylesin.